Bu Blogda Ara

20 Aralık 2012

Maya kıyameti bu toplumda maya tutmaz.

Yarın kıyamet kopmayacak. Net. Yarın kıyamet kopacakmış gibi, gün son günümüzmüş gibi yaşamak gerek. Amenna. Fakat kıyametin ne zaman kopacağı bilgisini köklerimizle zerre alakası olmayan bir kültürün izlerinde aramak trajedi: Bu bilgiye itibar etmek, ona göre vaziyet almak, tavır takınmak, o bilgiyle günlük hayatı süslemek, konuşmaları düzenlemek...

Özetle: İşimize yarayacak bilgilerin izlerini köklerimizde, yerli kaynaklarda bulmayı denersek arama eylemimiz ve bulduklarımız daha anlamlı ve değerli olur.

15 Aralık 2012

TDK'nin yeni numarasına "No." diyeceğiz!

TDK (Türk Dil Kurumu) "numara" kelimesinin kısaltması konusunda yine fikir değiştirmiş. Bu husus Türkiye'de öğrenim gören milyonlarca öğrenciyi, milyona yakın öğretmeni ve yazı çiziyle işi olan herkesi doğrudan ilgilendiriyor. Milyonlarca insanı doğrudan etkileyen birtakım kararlara imza atan bir kurumun kimi kuralları belirleme konusunda kendini bu kadar serbest hissetmesi, "Ben yaparım, olur." yaklaşımı doğru olmasa gerek.

Düne kadar kendi sitenizden "Nu." şeklinde verdiğiniz kısaltma hangi yeni ihtiyaçlar doğrultusunda aslında olması gereken "No." biçimine dönüştürüldü. Bundan önce mezun olan öğrenciler "numara" kelimesinin kısaltmasını "Nu." şeklinde öğrendiler, hattâ niçin öyle olduğunu anlamakta zorlandılar. Sırf TDK'nin bildiği vardır diye Türkçe ve edebiyat öğretmenleri "kurallara uygun öğretmek" adına kısaltmayı o şekilde öğrettiler. Şimdi TDK'nin aklına öyle estiği için, aslında en baştan beri olması gereken ve toplumda da yaygınlığı bulunan "No."ya dönülüyor.

TDK'nin kendi internet sitesinde yayımladığı Kısaltmalar Dizini'ndeki ilgili bölüm.

Bir dönem benzer değiştirmeler "sonbahar ('hazan' anlamında)" kelimesinde görülmüş, öğrencilere dönem dönem bu kelimenin önce bitişik, sonra ayrı, sonra tekrar bitişik yazıldığı öğretilmişti. "Hastane" kelimesi de hastane, hastahane ve tekrar hastane şeklinde öğretilmişti eğitim kurumlarında. Aranırsa benzer örnekler artırılabilir.

Kurum kendi bilimsel kimliğini düşünmüyorsa hiç olmazsa Türkçe-edebiyat öğretmenlerinin ve bütün öğrencilerin ruh sağlığını düşünmelidir.

Bilimsel nitelikli bir kuruma bu tip uygulamalar ve yaklaşımların yakışmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu yüzden TDK'nin bu tip tutarsız uygulamalarına en İngilizcesinden kocaman bir NO diyorum.

12 Aralık 2012

"Nur topu gibi bir barajımız oldu: Recep Tayyip Erdoğan Barajı (!)" ya da "Gururlanma padişahım senden büyük Allah var!"

İçerdeki televizyon haberlerinden görmeden duyduklarım üzerine yorum yapıyorum: Başbakan'ın bir bürokratı ya da bakanı olmalı. Yeni açılan bir baraj mı desem yoksa zaten açık olanlardan biri mi? İsminin değiştirilmesini teklif ettiğine göre açılmış olanlardan biri olmalı. İsminin Recep Tayyip Erdoğan olmasını öneriyor o kişi.

Sakıncalı gördüğüm hususlar şunlar:

1. Adı önceden konulmuş bir tesisin adı değiştiriliyorsa, değiştirilmek isteniyorsa bu şık değil. İsimlerin ne pahasına olursa olsun korunmasından yanayım.

2. Kişiliğinin yüzde seksenini sevdiğim bir kişinin adının bir baraja konulması meselesine gelince. O kişi, tevazu, alçakgönüllülük medeniyetinin bir temsilcisi değil mi? Bırakalım halk bizi alkışlasın, bürokratlarımız ya da bakanlarımız değil. Halkın takdiri sandıkta belli olur, böyle taraf bürokratların ağırlamalarında değil.

Erdoğan'ın isim verme, isim vermeyi onaylama konusunda daha mütevazı davranmasını beklemek, eski/miş bir seçmeni olarak hakkımızdır sanıyorum.