Bu Blogda Ara

27 Kasım 2011

Kim bilir, belki de sensin...

SEN MİSİN?

Güneş ve Işık
Bir gece odamda yalnızken kapı çalındı. "Sen misin?" diye seslendim. Yanıt veren olmadı. Sadece uzaklaşan ayak seslerini duydum. Biliyordum, oydu. Geleceğini haber vermemişti ama gelmesi gerektiğini biliyordu. Tam o sırada gelmesi gerekiyordu. Gelmesi, kapıyı çalması gerekiyordu. Yapması gereken sadece buydu. Bana gereken de buydu.

Onun varolduğunu bilmem gerekiyordu. Varolduğunu, bir yerlerde yaşadığını, soluk alıp verdiğini... bilmem gerekiyordu. O da bana bunu haber vermeye gelmişti.

Gecemin sonraki saatleri büyük bir mutlulukla geçti. Onun varlığı bütün acılarımın geçip gitmesine yetiyordu. Oturuşum, kalkışım, yatışım yeni bir anlam kazanıyordu. Belki de bütün buluşmalar bir varoluştu.

Kapının her çalınışında "Sen misin?" diye sorarım.

Sen misin, kara gözleri büyümüş Afrikalı çocuk?
Sen misin, ürkek elleriyle çarpıntısını bastırmaya çalışan genç kadın?
Sen misin, umutsuzluğunda umut arayan hasta?
Sen misin, uykusunda işkenceler gören genç adam?
Sen misin, parmakları tellerde arayışlarda gezinen gitarist?
Sen misin, nereye gideceğini bilmeyen kaçak?
Sen misin, içimdeki sessiz fısıltı?
Kim bilir, belki de sensin...


Erdal ATABEK, Belki de Sensin, Varlık Yayınları, 4. Basım, İstanbul, 1994, s. 5.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu yazıyla, fotoğrafla, şiirle, eserle ilgili düşünceni yazman beni ancak sevindirir! Duam şu: Yorumlayan yorulmasın! :)