Bu Blogda Ara

27 Temmuz 2011

Küçük Prens / "Gülünden sen sorumlusun."

Güller bir ağızdan:
-Günaydın, dediler.
Küçük Prens onlara baktı. Hepsi de kendi gülüne benziyordu:
-Kimsiniz, diye sordu; şaşırmıştı.
-Bizler gülleriz, dediler güller.
-Ah, dedi Küçük Prens. Yüreği üzüntüyle doldu. Çiçeği evrende bir eşi daha bulunmadığını söylemişti. Oysa işte bir tek bahçede bile ona tıpatıp benzeyen beş bin çiçek vardı!
...
Sonra da şunlar geldi aklına: "Eşsiz bir çiçeğim var diye kendimi zengin sanırdım. Oysa sıradan bir güle sahipmişim."
...
(...)
Küçük Prens, güllere bir daha bakmaya gitti:
-Siz benim gülüme hiç mi hiç benzemiyorsunuz. Şimdilik değersizsiniz. Ne sizi evcilleştiren olmuş, ne de siz kimseyi evcilleştirmişsiniz. Tilkim eskiden nasıldı, öylesiniz. O da önceleri tilkilerden bir tilkiydi. Ama ben onu dost edindim,  şimdi dünyada bir tane.

Güller güç duruma düşmüşlerdi.
-Güzelsiniz ama boşsunuz, diye ekledi Küçük Prens. Kimse sizin için canını vermez. Buradan geçen herhangi bir yolcu benim gülümün size benzediğini sansa bile, o tek başına topunuzdan önemlidir. Çünkü üstünü fanusla örttüğüm odur, rüzgârdan koruduğum odur, kelebek olsunlar diye bıraktığımız birkaç tanenin dışında bütün tırtılları uğrunda öldürdüğüm odur. Yakınmasına, böbürlenmesine, hatta susmasına kulak verdiğim odur. Çünkü benim gülümdür o.

Sonra tilkiyle buluşmaya gitti.
-Hoşça kal, dedi.

-Hoşça git, dedi tilki. Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez.

Küçük Prens unutmamak için tekrarladı:
-Gerçeğin mayası gözle görülmez.
-Gülünü bunca önemli kılan, uğrunda harcadığın zamandır.

Küçük Prens unutmamak için tekrarladı:
-Uğrunda harcadığım zamandır.
-İnsanlar bu gerçeği unuttular, sen unutmamalısın. Evcilleştirdiğin şeyden her zaman sen sorumlusun. Gülünden sen sorumlusun...

Küçük Prens unutmamak için tekrarladı:
-GÜLÜMDEN BEN SORUMLUYUM...

25 Temmuz 2011

Yaz sinemaları 4: Snow Cake (Kar Pastası)

2006 yapımı bir film. Kızı bir kazada ölen otistik annenin cenaze merasimi öncesindeki dramatik öyküsü. Anne rolündeki Sigourney Weaver'ı en başta tebrik etmek gerek böyle zor bir rolün üstesinden başarıyla geldiği için. Sadece onun için bile izlenebilir bir film. Diyaloglar oldukça başarılı. Aşağıdaki görüntüde, filmden beğendiğim bir kesit Türkçe alt yazılı olarak bulunuyor.


24 Temmuz 2011

Yaz sinemaları 3: Attack on Leningrad (Leningrad'a Saldır)

2009 Rus yapımı film. Leningrad'ın (yani Petersburg) Alman kuşatmalı yıllarından acıklı kesitler. Haksız bir savaşın mağdur ettiği siviller, çocuklar ve kadınlar. (Burada mağdur Ruslar, fakat aynı savaş döneminde yurtlarından sürülen Kırım Türklerini unutmayalım.) Yaklaşık 900 gün sürmüş bu abluka. Halkın perişanlığının ve düşünce gelgitlerinin güzel yansıtıldığı bir film. Bir iki gereksiz/uygunsuz diyalog dışarıda tutulursa harika bir iş olmuş sinema sanatı adına. Hattâ şöyle düşündüm: Bizimkiler şöyle eli yüzü düzgün bir savaş filmi çekemiyorlar, bari çekebilenlerden yardım alsalar. Onları bu tip işlerde istihdam etseler. Biz de böylelikle mantar tabancalı çocuk oyunu kıvamlı Türk tarihi filmlerini izlemekten kurtulmuş olurduk. Özetle söyleyecek olursak: Savaş kötü, film güzel.

Aşağıdaki görüntüde, savaş ortamının fenalığını filmin kahramanı gazeteci kadının ağzından/kaleminden dile getiren küçük bir bölüm mevcut.


22 Temmuz 2011

Yaz sinemaları 2: Taare Zameen Par (Yerdeki Yıldızlar)

Bu sefer bir Hint filmi. Filmin adının Latinize edilmesiyle ortaya çıkan fecaatin sorumlusu ben değilim. "Taare" Osmanlıcadaki "sitare" yani "yıldız", "Zameen" bizdeki "zemin" yani "yer". Çevrilecek olursa Yerdeki Yıldız(lar) gibi bir anlam veriyor. 

2007 yapımı filmde, öğrenme zorluğu yaşayan bir çocukla onu bu durumdan kurtaracak öğretmenin serüveni ele alınmış. Sorunlara bürokratik ve alışılmış biçimde değil, sıradışı yaklaşmak gerektiğini, her bireyin öğrenme biçimlerinin ve alanlarının farklı olduğunu duygusal karelerle harmanlayarak vermiş film. Eğitici ve lirik/romantik yönleri ağırlıklı olan filmin orijinali 2 saat 40 dakika civarında. Ben altı dakikalık bir özet görüntüyle vaziyeti anlatmaya çalışayım.  Anneler, babalar ve çocuklara tavsiye edilesi bir film. Emeği geçen herkese teşekkürler.



21 Temmuz 2011

Yaz sinemaları: Reng-i Huda (Color of Paradise)

2011 temmuzunun ilk filmi. İran sinemasının 1999 yapımı güzel bir örneği. Filmin adı Türkçeye Allah'ın Rengi olarak çevrilebilir. İngilizceye niçin o şekilde çevrildiği merak edilesi. Görmeyen bir çocuğun hayatından ince kesitler. Okunmamış her gazete ve izlenmemiş her film yenidir meseli gereği izledim. İzlenilesi. Alt yazının meçhul sahibine ve filme emeği geçen herkese teşekkürler. Önce, değişik bölümlerinden rastgele aldığım yaklaşık altı, sonra da seçtiğim iki dakikalık bir bölüm aşağıdan izlenebilir.