Bu Blogda Ara

16 Haziran 2011

Babalar Günü'ne de gidebilecek bir kısa film: Momentos

Güzeldi. Tazece paylaşayım dedim. "Ânın kıymetini bilenler" için geliyor.

11 Haziran 2011

Kime oy vermem?

Gazeteciler, aydınlar, cemaatler sıraya girdiler oylarının rengini belli etmek, kamuoyunu bir nebze de olsa etkileyebilmek için. Engin Ardıç ise işe tersinden soyunmuş. Kime oy vereceğini değil, fakat kime oy vermeyeceğini bize sezdirmeye çalışıyor. Kabul etmek gerek ki nevi şahsına münhasır bir kişilik Engin Ardıç. Üslup sahibi. Tespitlerinin neredeyse tamamına iştirak ederek ve memnuniyetle alıntılıyorum aşağıdaki yazısını.


KİME OY VERMEM?


Liberallerin reisi Ahmet Altan, AKP'ye oy vermeyeceğini açıklamış. Ben de düşündüm, oyumu kime vermem?

  • Akım derken bokum diyen adama oy vermem.
  • Sabah bir şey vaadedip akşam geri basan adama oy vermem.
  • Alman ajanı Alexander Parvus Helphand'ı "Türk büyüğü" sanan cahile de oy vermem.
  • Ermeni kesenlerin mirasçılarına oy vermem.
  • Başta Ermeni kesimi olmak üzere, yenilmiş olan herzeleri yakın tarih boyunca örtbas etmiş ve şimdi de örtbas etmeye çalışana oy vermem.
  • Sol gösterip sağ çakana oy vermem.
  • Komiklere oy vermem.
  • "Sağı birleştiren lider" olmaya soyunup beceremeyince sözde sol partiye başkan yardımcısı olana oy vermek bir yana, gülmem bile.
  • Ekonomiyi batıracağı, enflasyonu patlatacağı kesin olana oy vermem.
  • Bürokrat zümresine mensup olmadığım için, bürokrat partisine oy vermem.
  • Yazarları Yüce Divan'a göndermekle tehdit eden gemi arslanına oy vermem.
  • "Kovun bunları, aç kalsınlar" yazmaktan utanmayan ve de emeği savunduğunu söyleyen sözde solcuya oy vermem.
  • Adaletin pençesinden kurtulmaya çalışan eli kanlı faşiste oy vermem.
  • Psikopata oy vermem. 
  • "Daha fazla Kürt öldürelim" diyen adama oy vermem.
  • "Ana dilinizi konuşunca karnınız mı doyacak?" diye sorana oy vermem.
  • "Bize bağımsızlık vermezseniz daha fazla Türk öldürürüz" diyene hiç mi hiç oy vermem.
  • Fakat Kürtlüğünden utanıp Oğuz Türkleri'nin Kayı boyundan geldiğini iddia edene de oy vermem.
  • Bu iddiayı onun adına ortaya atan şerefsizin karanlık örgütüne oyum da yoktur muhabbetim de. "Gerektiğinde darbe yapılabilir" diyenlere de yoktur.
  • Postal yalayıcıya oy vermem.
  • Solculuk kisvesi altında bürokrat köpekliği edene vereceğim oy değil, günahım bile değildir.
  • Komüniste oy vermem.
  • Hele hele komünistin "MİT harekete geçsin" diyen cinsine vereceğim de oy değil sunturlu bir küfür olabilir ancak.
  • Güçlü hükümetten korkan, dilediği gibi at oynatabilmek için zayıf koalisyonlar isteyen bezirgânların tuttuğu partiye de, yarattıkları çakma politikacıya da oy vermem.
  • Türkiye'yi her hükümete girdiğinde defalarca batma noktasına getirmiş, milletin gönlünden çoktan çıkmış, tedavülden kalkmış "eski politikacılara" da onların kılıç artığı kuyrukçularına da oy vermem.
  • Alevi düşmanlığı yapana oy vermem.
  • Ama Sünni düşmanlığı yapana da vermem.
  • İnsanları yumurta atarak susturmaya, konuşturmamaya çalışanların savunduğu hiçbir partiye de adaya da oy vermem.
  • Yirminci yüzyılda kalmış hiç kimseye oy vermem.
  • Çok şükür, "oyumu bu partiye vereceğim ama inşallah o değil de şu kazanır" diyecek kadar da dangalak değilim.
  • Bunlar benim kendi görüşlerim tabii... Pazar günü siz kafanıza göre takılınız.

04 Haziran 2011

Özeleştiri yüklü sosyolojik-lirik bir şiir: İtiraf

İTİRAF

Ben senin meselen olabildim mi?
Sualimden ben mesulüm çocuğum!
Ben senin mektebin olabildim mi?
Kitabından ben mesulüm çocuğum!
Ben senin sevabın olabildim mi?
Günahından ben mesulüm çocuğum!

Kilitler dilini bilmediğinden,
Böyle sokaklarda kaldın günlerce,
Yanlış kapılardan seslendi hayat.
Ben senin ışığın olamadığımdan,
Senin gözlerini kararttı gece.

Tutmaz hakikatler ektim bahçene
Çarşı, pazar ne istiyor demeden.
Soldu ellerinde hakikatlerin.
Kimse değil, ben mesulüm çocuğum,
Ben, bu kırık, dökük hayallerinden!

Tutup ellerine verdiğimiz saati,
Bir gün anneneyse, bir gün babana,
Bir gün sokaklara göre kurdurduk.
Bir gün ayarını M e k k e'den yana,
Bir gün G r i n i ç'ten tarafa burduk.
Trenler, vapurlar kaçırdın sen hep,
Bizse kabahati hep sana bulduk.

Zeki Ömer DEFNE

03 Haziran 2011

Ak parti kara parti sandık başında belli olur; peki, sonuca tahammül etmeye hazır mıyız?

Özetle şunu söylüyorum:

Seçim günü sandığa gidelim, oyumuzu verelim. Ortaya çıkan sonuç için kırk dereden su getirmeyelim. Birileri başarılı olmuşsa alkışlayalım. Başarısız olmuşsak itiraf edelim ve gereği neyse yapalım, koltuğa yapışmayalım. Milletin oyları üzerinde şaibe bulutları dolandırmayalım. Sonuca tahammül edelim. Seçim gününe kadar kendilerinden oy istediğimiz kitleyi ve siyasal tercihlerini seçim sonuçlarını beğenmedik diye aşağılamayalım. Nerelerde yanlış yaptığımızı araştıralım. Milletin teveccühünün niçin bizden yana değil de başkalarından yana olduğunu irdeleyelim. Yanlışlarımızdan ders çıkaralım. Oyunu kuralına göre oynayalım. 

Budur yani!