Bu Blogda Ara

24 Mart 2011

Anne karnında İngilizce (Bu bir reklam DEĞİLDİR)

Yüce (!) Millî Eğitim Bakanlığının başta ana sınıfı bebeleri olmak üzere eğitimin çeşitli kademelerindeki öğrencilere İngilizce dersi vermek üzere 4 yıl içinde yurt dışından 40 bin öğretmen getirme tasarısı ulaştığımız cinnetin boyutlarını sergileyen iyi bir örnek oldu. Bu planın (!) ilk bakışta görülebilecek birkaç olumsuz yanı bulunmakta:

1. Bakanlık, adı üstünde "millî" bir bakanlıkken, millete ait olanı, yani Türkçeyi öne çıkarmanın, onu kendi yurttaşlarına ve yabancılara öğretmenin, onu evrensel bir dil yapmanın derdine düşmeliyken, "gelişmekte olan ülke" yönetimi zihniyetiyle nasıl olur da İngilizceyi bu denli dayatmaya kalkabilir!

2. Gelecek olan öğretmenler Türk öğretmenlerin eşliğinde sahaya inecekmiş, pardon sınıfa girecekmiş. Bu Türk kökenli (!) öğretmenlere saygısızlıktan başka nedir!

3. Bakanlık böyle yüksek yüksek (!) projelerle evlatlarımıza bir dil öğretebileceği zehabındaysa, vay hâlimize! Bakanlıkça en son uygulanmakta olan İngilizce öğretim projesi olan DYNED'in nasıl bir sonuç doğurduğunu bu işe az buçuk ilgi duyanlar bilmektedir; fakat buna rağmen çalışma kör topal "yürütülmeye" devam etmektedir. Elde edilen netice en basitinden kaynak ve zaman israfından başka bir şey değildir. Yeni projenin akıbetinin de benzer olmayacağını kim garanti edebilir!

4. Haydi her şey halloldu, ülke dışından İngilizce öğretmenlerini getirdiniz, onları 1500-2000 TL maaş aralığında nasıl çalıştırabileceğinizi düşünüyorsunuz ey bakanlık yetkilileri? Onlara daha fazla ücret verme planınız varsa yurdum öğretmenlerinin çıkarması muhtemel isyanı nasıl frenlemeyi planlıyorsunuz?

Bakanlık, Türk irfanına zerre kadar katkısı olmayacak bu tip "gösteriş"lerden bir an önce vazgeçmeli, elindeki öğretmen kadrosunu bu alanlarda verimli olarak değerlendirmeli, fakültelerin yabancı dil bölümlerinde işe yarar bir eğitim programının uygulanmasına önayak olmalı ve yeni mezun öğretmenlere fırsatlar sunarak onları istihdam etmelidir!

Zararın neresinden dönülse kârdır! Hemen!

22 Mart 2011

Denize düşen Libyalılar yılana sarılırken...

Ülkesini onlarca senedir demir yumrukla yöneten diktatörü indirmeye kararlılar. Duyan gören sanır ki her diktatöre düşmandırlar. Kuzey Kore örneği yıllardır mevcuttur. Kıllarını kıpırdatmamıştır beyaz efendiler.

Libyalılara reva görülen zulme seyirci kalmamaya azmetmişlerdir. Duyan sanır ki yüce insanlık ideallerine gönülden bağlıdırlar. Ölümlere, yaralanmalara, zulümlere rıza göstermezler. İsrail örneği ortada. Daha bugün yeni öldürmeler gerçekleştirmiş terörist bir ülke. Kıyamazlar abileri.

Kesinlikle Haçlı Seferi değildir çıktıkları yolculuk(!) Sürekli İslam coğrafyasına çullanmaları tesadüftür(!) Bilinçli bir tercih değildir(!) İnanmayalım. Çok uzak değil daha, basitçe söyleyelim, Sırplar Boşnakları tüketmeden katliamlarına, tecavüzlerine, insandışılıklarına müdahale etmemişlerdi. İşte böyle de hassastırlar dinleri hususunda. Çaktırmadan kayırırlar dindaşlarını.

Libya'ya nizamat vermek için havadan karadan saldırıyor beyaz efendiler. Afrika ve Ortadoğu haritasının ve yönetimlerinin bu şekilde oluşmasının müsebbibi kendileri değilmişçesine.

Dün uyguladığınız/yaptığınız şeye adalet mi denir ki bugünkü adalet getirme vaatlerine inanmamızı bekliyorsunuz. Lavrens'in işgalci/saldırgan torunları ve o coğrafyanın o koltukları hak etmeyen kukla/piyon/işbirlikçi yöneticileri defolun gidin İslam coğrafyasından.

Defolun!

06 Mart 2011

Başkalarının cezasını çekmek ve sessiz protesto

Blogger/Blogspot devre dışı. Bireysel davalara konu olabilecek suçlamalardan dolayı, binlerce internet kullanıcısının, yazı/okuma dostunun mağdur edildiğine ilk kez tanık olmuyoruz maalesef. Buna bir son verilmeli artık.

Hukuk, özgürlükleri genişleten bir mekanizma olarak kullanılmalı, daraltan değil. Suçlu olana cezasını versin yargı sistemi, fakat suçsuzları bu işe karıştırmasın. Bir kişi yüzünden ya da birkaç kullanıcı yüzünden on binlerin, yüz binlerin, belki milyonların mağdur edilmesi kabul edilebilecek, akıl alabilecek bir şey değil. Hiç ilgim olmayan bir eylem yüzünden, günlük hayatımın bir parçasının değiştirilmesi ne feci bir şey.

Geocities hakkında da benzer bir mahkeme kararı vardı. Site kapandı gitti, adrese girmek isteyenler buna rağmen yasak kararıyla karşılaşıyorlar. Sanırım alınan yasaklama kararı unutulmuş gitmiş. Dilerim Blogger'ın başına böyle talihsiz bir iş gelmez. İnternet ortamını kullanacaksam da kullanmayacaksam da buna ben karar vermeliyim, talihsiz ve antidemokratik biçimlerde başkaları değil.

Müsebbipleri için kocaman harflerle işte buraya yazıyorum: PROTESTO.