Bu Blogda Ara

31 Ekim 2010

CEHAPE bu kez de şaşırtmadı!

Sadece ufak bir alıntı yapıyorum. Malum partinin, halkın oylarıyla bir daha niçin iktidar olamayacağının cevabı burada gizli sanıyorum:
CHP Gençlik Kolları'nın hazırladığı "AKP Eziyetleri" adlı sergi önceki gün açıldı. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu da sergiyi gezdi. Kılıçdaroğlu, burada son dönemde verdiği mesajlarla uyuşmayan bir davranışa imza attı. Başbakan Erdoğan, eşi Emine Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, AK PartiGenel Başkan YardımcısıAbdülkadir Aksuile Fethullah Gülen Hocaefendi'nin gözyaşı döktükleri karelerin yan yana getirildiği ve üzerinde "Aşağıda örneği verilen ağlamalardan hangisi sahtedir?" yazan ucube afişteki 'Hepsi' seçeneğini kalemle işaretledi.

22 Ekim 2010

Saçmalamayan gençlerden nefret ederim!

Başlığa aldığım söz Fransız yazar/düşünür Alain'e ait. Muradı, sanırım gençlerin (tam Türkçesiyle "delikanlı"ların) "deli düşünceleri"nin doğallığını vurgulamak.

Güzel ülkemizde bir süredir yaşanmakta olan "özgürlük" temalı gelişmelere/tartışmalara paralel olarak, kimi siyasetçilerden ve durumdan vazife çıkaran bazı bürokratlardan ilham alarak naçizane düzenlemek istiyorum bu sözü:

Saçmalamayan gençlerden ve saçmalayan yetişkinlerden nefret ederim!



18 Ekim 2010

Büyük Halaskârımız (Kurtarıcımız) Mustafa Kemal Paşa - Peyami Safa

Mustafa Kemal'in kitap kapağındaki fotoğrafı
24 sayfalık bu mini kitapçığın dış kapağında “İlk reisicumhurumuz Mustafa Kemal Paşa, Çocukluğu-Gençliği-Siyasi-Askerî Hayatı” ibareleri var. İç kapakta “İlk reisicumhurumuz” kısmı “Büyük halaskârımız” şeklinde değişmiş, başlığın diğer kısımları aynı. Peyami Safa tarafından oluşturulan eser, içerikten öğrendiğimize göre 1923 yılında yazılmış olmalı. Kitabın üzerinde ayrıca belirtilmemiş tarih. Aşağıdaki kısım bu kitapçığın başlangıcındaki Bir Küçük İzah kısmıdır.
Bu küçük eserin maksadı, büyük Mustafa Kemal’imizi herkese tanıtmak değildir. Böyle bir maksat, esasen lüzumsuzdur: Mustafa Kemal Paşa’yı yalnız Türkler değil, bütün mazlum Asya milletleri tanıyor, bütün mağrur Avrupa milletleri tanıyor, kendilerinden başka hiç kimseyi bilmeyen hodbin Amerika milletleri, yarı medeni Afrika, hatta Avustralya milletleri de tanıyor. Yer yüzünde onun ismini işitmeyen kulak, resmini görmeyen göz kalmamış gibidir. Eğer yıldızlarda insanlar varsa, belki, onlar da aziz serdarımızı tanımışlardır.
Onu göklere çıkarmak ne için mübalağa olsun: Başımızın ucunda yırtılmaz karanlıklar vardı; “Biraz ziya... biraz hava...” diye ağlıyor, sızlıyor, haykırışıyorduk, ölümün fosforlu ve şeytani gözleri karşımıza dikilmiş, bizi ürkütüyor, titretiyor, sarartıyordu. Fakat, birdenbire, bu karanlıklarda Türk harsinin şimşeği çaktı; siyah bulutlar yarıldı, parçalandı, yıldızlı gökyüzü ve beyaz hilal göründü. Bir kahraman, o hilali tunç göğsünde taşıyarak, kısılmış ve kamaşmış gözlerimizin önünde parladı: Mustafa Kemal!
Şimdi o hilal, yeryüzünün bütün karanlık köşe, bucaklarını aydınlatıyor. O hilal bizimdir, onu göğsünde taşıyan kahramanı biz yarattık, o kahramanın metin seciyesini göz yaşlarımız ve kanımızla, biz yoğurduk.
Bundan dolayı, o kahramanı herkes ve Türkler herkesten ziyade tanır. Çünkü Mustafa Kemal, Türk milleti demektir. Fakat biz bu esercikte her büyük adam için hissedilen bazı merakları silmeğe çalışacağız: Bu kahraman nasıl, nerede, ne zaman doğdu? Hangi şerait içinde büyüdü? Büyük inkılaba nasıl atıldı? Bunlara veciz cevaplar vereceğiz.
Eğer bu cevaplar, gazetelerin mahdut sütunlarında görünen kısa ve eksik tercümeihâllerden azıcık fazla malumatı ihtiva edebilmişler ise, bu esercik de gayesine vasıl olmuş sayılır.

10 Ekim 2010

Kultur Shock - Zumbul



Sümbül, beyaz sümbül anneanne,
Caminin altındaki sümbül,
Almedina benim olsun da
Ne olursa olsun

Bir kere sadece
Sadece bir kere
Geçebilsem anneanne
Beyaz caminin altından

Akşam oluyor,
Benim şehrimin kapısı hâlâ bembeyaz,
Kapıda şarkı söylüyor
Benim dostlarım.
Benim dostlarım
Ta İstanbul'a kadar duyuluyor.

Şarkı sözünün Türkçe çevirisi Ekşi Sözlük'ten Hardrada adlı yazara aittir.


09 Ekim 2010

Soykırım destekçisi Kusturica'ya onurlu boykot

Antalya'nın yerel yönetimi tarafından Altın Portakal jürisinde bulunması için çağırılan soykırım destekçisi Kusturica'ya tepkiler dinmiyor. En son Altı Ayı ödüllü Bal filmi ekibi tepkilerini dile getiren bir bildiri kaleme aldı. Bildiride,

"Bizim için üst kimlik sanatçıdır' açıklamanızı hayretle okuduk. Bosna'da yaşananlar uluslararası mahkemelerce soykırım ve insanlık suçu olarak tanımlanmış, bu suçlara bulaşanlar yargılanıp mahkum edilmişlerdir. Bosna'lı sivilleri inançları ve Boşnak oldukları için katledenleri, onbinlerce kadına çoluk çocuk tecavüz edenleri canlı tanıklar ve hala açılan toplu mezarlar ortadayken savunan bir "sanatçının" Aksav yönetimi tarafından himaye edilmesi bizim vicdanımızı acıtmaktadır"

denildi.

Festivale bu sebeple katılmama kararı alan Bal ekibini candan tebrik ve köklerine yabancılaşmış bütün yöneticileri Allah'a havale ediyorum.