Bu Blogda Ara

23 Ocak 2010

Kafes / out, Balyoz / in : Güzel iş

Gerçekten bir "oyun" gibi.
Ayışığı'nı, Sarıkız'ı, Kafes'i unutamadan...

Durum özetle şöyle galiba:
Yönetime karşı eylemler, amacına ulaşırsa adı "darbe" oluyor.
Amacına ulaşmazsa adı "savaş oyunu" oluyor ve soruşturmaya da gerek kalmıyor.

Yani her iki durumda da "eylemi" tasarlayan ve gerçekleştirenleri herhangi bir risk beklemiyor.

Güzel iş!

20 Ocak 2010

19 Ocak 2010

Suç öldürende değil ölendedir

Kaleminden başka kendini savunacak bir şeyi olmayan Abdi İpekçi'nin öldürülmesinin üzerinden nice yıl geçti. Ölen öldüğüyle kaldı. Öldüreni, daha yeni salıverildi. Cezaevinden 5 yıldızlı bir otele ağıverdi.

Kaleminden başka kendini savunacak bir şeyi olmayan Hrant Dink'in sırtından vurularak öldürülmesinin üzerinden 3 yıl geçmiş. Zanlılar yakalanmış.

Ölenler ölmesine öldüler de, hiç olmazsa öldürenlerine kahraman muamelesi yapılmasa güzelim ülkemde. Hani neredeyse, suç ölenlerin üzerine kalacak, "Suç öldürende değil ölendedir" atasözü bir kez daha doğrulanacak.
...
Güçsüzleri de koruyabilen ve gecikmeyen adalet, seni her zaman özleyeceğiz!

ali@

17 Ocak 2010

Doğruysa ne fena!

Haiti'de karpuzvari istif edilmeye, toplu mezarlara gömülmeye başlanan cesetlerin 100 binlere ulaşabileceği söyleniyor. Doğruysa ne fena!
...
Muhalefet partisi genel başkanı siyasi geleceğini, rakibinin % 20'lere düşmesi varsayımı üzerine kurmuş gibi. Doğruysa ne fena!
...
Eski maliye bakanının yakınlarına ait olan firmalara 15 milyon teşvik kredisi verilecekmiş (Sözcü gazetesinin yalancısıyım.). Doğruysa ne fena!
...
Kültür ve Osmanlı başkenti İstanbul için daha ilk günde bilmem şu kadar masraf yapıldı. Etkinliklerin bütün yıla yayılacağı söyleniyor. Doğruysa ne fena!
...
Sendika aidatı olan 10 lirayı devletin ödemekten vazgeçmesi üzerine, yaklaşık 5 bin memurun sendikalarından istifa ettiği söyleniyor. Doğruysa ne fena!
...
Ankara'yla ilgili "kar yağışı" tahminleri şimdiye kadar tutmayan ve bütün karsevenleri üzen meteoroloji, yine Ankara'ya kar geleceğini söylüyormuş. Doğruysa ne fena!


ali@

16 Ocak 2010

"Si tu savais combien je t'aime" ya da "nostaljinin içine etme"nin reklamcası

Çocukluğumdan hafızamda kalmış meşhur şarkının ilk cümlesi (=Seni ne çok sevdiğimi bilseydin). Şarkının "çevrilmişini / devrilmişini" bir süt reklamında duyunca irkildim. Çok itici buldum. "Sütü seven insanlar" ne düşünür bilemem ama hiç şık olmamış.

Seslendiren bayan yine aynı kişi galiba. Fakat sanırım bu seferki daha büyük bir iş! Para için her yol mübah olmuş. Ucuz söyleyiş benzerliğine fit oluyor reklamcılar da! Bu kadar kolay olmamalı.

Bu durumda, bana da reklamı seslendiren sanatçıya ve reklamı yaptıran firmaya ilk mısrayı çevrik şekilde Türkçeleştirerek seslenmek düşüyor: Sizden ne çok nefret ettiğimi bilseydiniz!

10 Ocak 2010

Medyacılar Korosu

Daha dün ülkemizde dördüncü kuvvet iken
Kabuğumuzu kırdık, paralara yumulduk,
Utanmaya boşverdik, cıvıdık, çamurlaştık,
Şipşak terfi ederek birinci kuvvet olduk.
Sütun sütun sopalar, ekran boyu kazıklar,
Geri ödenmez "destek", ilan, teşvik, promosyon...
Doğru haber vermenin çoktan modası geçti;
Şimdiki makbul hüner yalan, dolan, atmasyon.
Dünyamız değişince biz de canavarlaştık.
Sakın ayıplamayın: akrebe zehir haktır.
Artık bizim işimiz yol göstermek değildir,
Toplumun ormanında yolumuzu bulmaktır.
Dosyalar elimizde, silahlar belimizde,
Taktığımız borçlara var mı bir batık diyen?
Gözdağı vermemize direnmek yürek ister;
Anası ağlasa da var mı bize gık diyen?
Medyamız çağ atladı, ar damarı çatladı.
Çeteye girmek için birinin gönlünü yap.
Ürkütme fincancının semiz katırlarını;
Gazetede bir köşe, ekranda bir saat kap.
Sevdiğimiz vezirdir, kızdığımız da rezil;
Bize kul olsun diye dolaplar çeviririz.
İşimize geldi mi ahlaktan yana çıkıp
Kirli çamaşır bulur, hükümet deviririz.
Biliyoruz, bu yüzden Türkiye topallıyor;
Ülkemizde her gidiş bir ileri, bir geri.
Ama oldu bir kere. Görün artık biz neyiz:
Savulun! Her birimiz bir yeni Yeniçeri!

Bir tiyatro oyunundan