Bu Blogda Ara

21 Aralık 2009

En uzun geceyi kim bilir?



En uzun geceyi, gökbilimci ya da takvimbilimci ne bilsin!
Sen gecelerin kaç saat olduğunu, asıl, gam düşkününe sor! 

17 Aralık 2009

Hep tasalardan bir çelenk takıyorsun boynuma

NEDEN TANRIM

neden bu ceza bana tanrım
ülkem sanki boyunduruk altında
düşmana bölünmüş insanları
vurulan
arada kalan nazlı bir güvercindir
ben bilirim
ben bilirim savaşı
fırınların önünde esen kokuyla doymayı
neden tanrım bu ceza bana
hangi güle ihanet ettim
tasalardan örülmüş bir çelenk takıyorsun boynuma
hangi kadın eline dokunsam sanki bin yıl elimde
şairlerin dilini çöz tanrım
bir elmanın bir üzümün tadı gibi söyleyelim gerçeği
sanki toprağım düşman elinde.
hangi güle ihanet ettim
hep tasalardan bir çelenk takıyorsun boynuma

Nihat ZİYALAN

16 Aralık 2009

Böyle zengin bir ülkede yaşadığım için çok mes'ûdum.

Danıştay yeni hizmet binasının temeli dün atıldı. Ne mutlu bizim gibi vatandaşlara ki bir hizmet binasına 64 milyon TL (Bakınız gazeteler. Eski parayla 64 trilyon. ) para vermeye gücü yeten bir ülkede yaşıyoruz. Dile kolay; kaç ülkenin buna gücü yeter!

Allah'a ne kadar hamdetsek az. Daha ne isteriz ki!

10 Aralık 2009

Şu ölen genç adam, sizin sıktığınız kurşunun gidip hayatını durdurduğu genç insan “asker” değil “nişanlı”ydı

Küçük Prens'in yazarı ve aynı zamanda pilot olan, uçağı 1944'te vurularak düşürülen ve cesedi de bulunamayan Antoine de Saint-Exupéry bağlamında Enis Batur'un sarf ettiği bu cümleyi, yaşanan şu son üzücü olay dolayısıyla hatırladım.

Evet, amaçları ne olursa olsun, bu olayı gerçekleştiren insanlık nasipsizlerine ve zalimlere haykırmak gerekiyor:

Şu ölen genç adamlar, sizin sıktığınız kurşunun gidip hayatlarını durdurduğu genç insanlar “asker” değil “nişanlı”ydı.

Unutmamak gerek ki zalim yine bir zulme giriftar olur, eninde sonunda.


Ağıt:

Bu dünyada bir nesneye
Yanar içim, göynür özüm
Yiğit iken ölenlere
Gök ekini biçmiş gibi. (YUNUS EMRE)