Bu Blogda Ara

22 Kasım 2009

Tantanalı bayram kutlamalarına inanıyoruz da Metrobüs zammına neden inanamıyoruz!

Baştan söyleyeyim: Tantanalı kutlamalara da Metrobüs zammına da karşıyım.

Son zamların özeti ne olabilir o hâlde: Bir şekilde boşalttığımız kasayı başka bir şekilde doldurma zorunluluğu.

Çıkarılacak ders: İsraf her yerde ve her zaman yanlış. Yerel yönetimler çok daha dikkatli olmalı bu hususta.

Yine de uçuk rakamlar harcamayı göze alarak bayram gecesi Boğaz sahillerine topladığınız o insanları, bu kez Boğaz Köprüsü'nden taşıyabilmek için, zamlı tarife uygulamak ve "Boğaz eğlenceleri maliyetinin bir bölümüne" onları ortak etmeye kalkışmak en azından şık değil. Zaten "boğaz" derdine düşmüş insanları bir de "Boğaz" derdiyle fazladan meşgul etmek güzel değil.

Belediyeler, asıl hizmet vermeleri gereken alanlara odaklanıp, hizmet kalitesini artırmanın ve kentlisine en uygun şartlarda sunabilmenin çalışmalarını yaparlarsa çok daha iyi olur. Kendilerinden asıl beklenen de zaten budur.

18 Kasım 2009

Bu şehir girdap gülüm

İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn.
"Biz Allah’a aidiz ve vakti geldiğinde elbette ona döneceğiz."



Ömer Lütfi METE
1950-2009

Allah rahmet eylesin.


Gülüm şiirinden:

Bu şehir girdap gülüm
Girdapta mehtap gülüm
Feleğin bir suyu var
Su değil kezzap gülüm

Feleğe dayandım gülüm
Öldüm de uyandım gülüm
Öldüm de uyandım

Bu şehir serap gülüm

Serapta mihrap gülüm
Feleğin bir topu var
Mermisi kezzap gülüm

Feleğe dayandım gülüm
Öldüm de uyandım gülüm
Öldüm de uyandım

Yezidin harcı zulüm
Yiğidin burcu ölüm


Feleğe dayandım gülüm
Öldüm de uyandım gülüm
Öldüm de uyandım

17 Kasım 2009

İsim değiştirmeler başlamışken üç teklif de benden!

"Değişim"ler konusunda sıkıntılı bir toplumuz. Değiştirmemiz gerekenleri değiştirmiyoruz (mesela anlayış değişikliği), değiştirilmemesi gerekenleri değiştiriyoruz çoğunlukla (mesela isim değişikliği).

40-50 yıl içinde üç beş kere ismi değiştirilen yerler (mahalle, köy, cadde, sokak vb.) var. Yaşadığınız köyün, mahallenin, şehrin adı birdenbire, size danışılmadan bir gecede değiştirilse neler hissederdiniz? Cevabınızı duyar gibiyim.

Gerekçesi ne olursa olsun (ister bilimsel, ister ideolojik) isim değiştirme eylemi -hele ki ismi değiştirilen yerin sakinlerine danışılmadan yapılanları- hoş değil.

Bu noktada, yakın tarihimizde ismi değiştirilen üç yerleşim biriminin ismini gündeme getirmek istiyorum: Etimesgut, Solfasol, Elazığ.

İlk ikisi Ankara'daki yerleşim merkezleri, diğerini hepimiz biliriz.

Etimesgut adı Ahi Mesut'tan bozma. Etimesgut'un Türkçe ile ya da Etilerle (!) uzaktan yakından ilgisi yok.

Solfasol adı ne kadar müzikal :) dursa da aslının yerini tutmaz. Aslı Zülfazl. "Erdem sahibi" gibi bir karşılığı olsa gerek. Zülfazl adının nereden geldiği araştırılmaya muhtaç. Muhtemelen orada yaşayan bir velî ile bağlantılıdır.

Elazığ daha önce Ma'mûretü'l-Azîz (Aziz'in [Abdülaziz'in] bayındır ettiği şehir), sonra Elaziz şeklinde önceki ismin kısaltması olarak anılmış. Adı, hiçbir makul gerekçeyle izah edilemeyecek şekilde bugünkü şekline çevrilmiş. Tabii ki Türkçeyle uzak yakın ilgisi yok.

Naçizane teklifim: Eğer bu demokratik süreç işlerse, bu yerleşim merkezlerinin ahalisine (ve elbette, benzer durumdaki başka yerler ahalisine) yaşadıkları yerlerin isimlerinin önceki hâllerine döndürülmesini isteyip istemediklerini sormak. Bir nevi referandum yani.

Demokrasimiz de böyle böyle gelişir...

15 Kasım 2009

Bir ihtimal daha var, o da ölmek mi Dersim?

Muhalefetin bir temsilcisinin "ölme / öldürme / ağlama" olgusu üzerinden geçmişe atıfta bulunmasıyla bir tarihî olay daha göz önüne geliverdi. Konuyla ilgili bazı sorular oluştu zihnimde:

1. Dersim adı, neden hep "ölmeyle / öldürmeyle / ağlama"yla anılmak zorundadır ülkemizde? Ölmek ve öldürmek neden her dönemde bu kadar cazip; başka bir ihtimal akla neden getirilmiyor?

2. "Hak Dersim'i saklasın / Bir yarim var içinde" mısralarının da bulunduğu türkü, acaba o yıllardan mı kalmadır? O döneme göndermesi olan bir türkü müdür bu yanık ezgi?

3. "Dersim" adı türkülerde yaşamaktadır; fakat, gerçek hayattan çıkarılması, o şehir insanının isteğiyle mi olmuştur, yoksa çoğu zaman olabildiği gibi, birileri, bu "çıkarımı" halk adına mı yapmıştır?

4. Son yaşananlar, halkın iyiler-kötüler tablosunu algılayışında / değerlendirmesinde değişikliğe yol açmış mıdır?

Yaşananların "lirik" bir şekilde değerlendirildiği Bejan Matur yazısına buradan ulaşabilirsiniz.

---

Bir İhtimal Daha Var 

Bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin (söyle canım ne dersin)?
Vuslatın başka âlem, sen bir ömre bedelsin (sen bir ömre bedelsin).
Sükût etme nazlı yâr beni mecnun edersin (beni mecnun edersin).
Vuslatın başka âlem, sen bir ömre bedelsin (sen bir ömre bedelsin).


Bu iletiye, adındaki söz tuzağına düşüp gelen kardeşim, Nesrin Sipahi'den "Bir ihtimal daha var" parçasını aşağıdan dinlemeye ne dersin/iz?

"Ben dosyayı indirir bilgisayarımda dinlerim kardeşim!" diyenlerse BURAYA tıklasın.