Bu Blogda Ara

31 Ekim 2009

Dün Dündar bugün bugündür!

Bir "Uğurlu gazeteci" yakın zamanda büyük bir badireden kurtardı ülkemizi. Öğretmenleriyle birlikte "namaz kılmakta" olan öğrencileri özel yetenek sergileyerek enseleyiverdi. Fakat kanım kendisine bu büyük başarıya rağmen yine kaynamadı. Sebeplerime gelince:

1. Esas oğlanımız "Dün dündar bugün bugündür" şeklinde özetlenebilecek batıl bir düşüncenin sahibidir. Daha "dün", kendi özel yaşantısı gündeme getirildiğinde, sunduğu haberlerin önemli süresini, kişisel ve ailesel savunması için ayırmış, ağlamaklı biçimde kamuoyu karşısında masumiyetini, aklığını ispatlamaya ve kendisini anlamamızı sağlamaya çalışmıştı. "Bugün" söz konusu olan başkaları olunca, haber metinlerimiz ve kameralarımız bayağı bir cevvalleşivermiş. Öyleyse vurun abalıya. Yani ki empatinin E'sinden eser yok!

2. Trajik olan bir diğer husus, mezkûr kişinin, yasal olanla olmayanı ayırt edemeyecek durumda bulunuşudur. (Hazret, sıklıkla yasalardan dem vurur çünkü. Yoksa kanaatimce, yasaların da kimileyin topuzunun kaçtığı, vicdan yaraladığı durumlar olabiliyor.) Haber diye sunduğu görüntülerin içinde "yasalara aykırı" herhangi bir görüntüye rastlanmamasına rağmen, buradan malzeme derleştirmeye çalışıyor. Yasaları azıcık umursayan bir adam, yasa dışı hiçbir özelliği bulunmayan "ibadet" görüntülerinden reyting devşirmeye, malum yerlere kendi dilince mesaj yollamaya çalışmazdı.

3. Esas oğlanın çocuk psikolojisinden de zerre kadar haberi olmadığı anlaşılıyor. Bir kalemde bütün çocukları gözümüzde suçlu ilan ediveriyor. Bahsettiği kişiler, çete mensubu, terörist, yankesici veya hırsız değil. Fakat "yere halı sermek, başlarına takke geçirmek" gibi önemli cürümler işleyen bu küçük canavarlar, bugün bunlara cesaret edebiliyorlarsa yarın kim bilir neler yaparlar, değil mi efendim?

Yazık ki ne yazık!