Bu Blogda Ara

29 Haziran 2009

" 'Şu kadına' haddini bildirecek kimse yok mu?" ya da "Türkiye Belçika olur mu?"

Cevap 1: Demek ki yok! :)
Cevap 2: Dileriz. :)

18 Haziran 2009

Bu ezanlar ki...

16 Haziran 1950 tarihi, ezan'ın aslına uygun şekilde Arapça olarak okunmaya yeniden başlandığı tarih olarak kayıtlı. Her toplumun tarihinde olduğu gibi bizde de düzgün okunması, değerlendirilmesi, anlaşılması gereken pasajlar bulunmakta. Cumhuriyet tarihimizin "ezan"la ilgili sayfaları da dikkatle okunmalı. Ezanın tarihi eza'nın tarihi olmamalı. Bizim neslimize ve sonrakilere çok uçuk, imkânsız gelebilecek kimi uygulamalar bu ülkede kendine yer bulabilmiş. Dilerim ülkemiz hızla normalleşen bir yapıya kavuşur.


Bekir Sıdkı Sezgin, Kâni Karaca gibi birkaç değerli zâtın okuduğu, yaklaşık 17 dakika süren çifte öğle ezanını dinlemenizi öneririm. Kulaklarımızın pasını silmek için birebir.

İndirmek için aşağıdaki link üzerindeyken farenin sağ tuşuna tıklayıp "Farklı Kaydet" ya da "Save As" komutunu tercih ediniz. Tarayıcıları uygun olanlar hemen alttaki dinleme çubuğunu da görme ve oradan dinleme imkânına sahip olacaklar. Mesela ben Firefox'ta göremiyorum, Internet Explorer'da görebiliyorum. :))

Dosya İndir / Download.
8.22 MB

07 Haziran 2009

SBS (Sen Beni Sevmiyorsun ya da Sen Benimle Savaş)

SBS (Seviye Belirleme Sınavı) süreci işliyor. Bu hafta sonu cumartesi 8'ler, pazar günü 7'ler bu cendereden geçtiler. Haftaya 6. sınıfları haklarlar artık. Ne de olsa "sevgi" kurallarının işlemediği bir "savaşım" bu.

Görünen o ki, bu sınav adalete, barışa, çocuklarımızın düzgünce değerlendirilmesine yardım etmek bir yana; onların huzurunun bozulmasına, küçük yüreklerde zor kapanacak yaraların açılmasına sebep oluyor. Sanırım, kaş yapayım derken göz çıkarmak tam da böyle bir şey.

Bu seneki 7. sınıf sorularını (özellikle Fen ve Matematik sorularını) gören biri olarak diyebilirim ki, bu soruların önemli bir kısmı, küçük bedenleri haksız bir yarışta eleme amacını geçin, belki cezalandırmak için sorulmuş olmalı.

Hazırlanan sorular, çocukları kandırmaya, insafsızca elemeye, aldatmaya değil; bazı bilgileri öğrenip öğrenmediklerini ölçmeye dönük olmalı. Amaç bu olursa, elbette ki her sınavda onlarca, hattâ yüzlerce birinci çıkabilir. Bırakalım çıksın. Bu sonuç, hiç olmazsa daha dürüstçe olur.

Yetişkin hâlimizle bizim bile zorlanacağımız bu soruları çocuklarımıza reva görenlere Allah akıl fikir vicdan versin.

...

Kızım Elif'in şahsında, sınav sonuçlarından bağımsız olarak, bu badireyi atlatan bütün yavrucaklara geçmiş olsun diyorum. Güzel günler yakın çocuklar...

Siz büyüdüğünüz zaman böyle şeyler yapmayın.