Bu Blogda Ara

22 Eylül 2008

Ne sen gelirsin bir yerlerden...

ANAHTAR

Ne sen gelirsin bir yerlerden, ne çınlayan sesin
Uzun çok uzun sürdü bu oyun, küçüğüm, bilesin.
Kaybettiğim o son anahtar sendeyse ey çocuk
Çık artık gel resimlerden, sıtmanla, benzin uçuk.
Bir akşam üstü ardında kaybolup gittiğin o çit,
Sıra dağlar gibi şimdi, ne bir yol, ne bir geçit.
Aradım her köşede her geçen yıl, didik didik
Saklambaç oynayacaktık, sırra kadem bas demedik.

Yedi dağın, gökkuşağının ardında bu kaçıncı yıl,
Bu kaçıncı kapı yumrukladığım, açıl susam açıl!

Senden söz etti her görüşümde anam, seni sordu;
Babam Yâkub'un son sözleri: 'Ne bitmez oyunmuş bu!'
'Nerde Yusuf'um, oğlum' diyen âdemoğluna
Kanlı gömlek mi gerek inanmak için yokluğuna?
Ben hâlâ Körebeyim, sen o saklanan çocuk... çok kez
Kollarım telaşta, gözlerim bağlı, ellerim görmez.
Gel ki çözülsün bu zorlu denklem, gel elimden tut,
Vakit geç olmadan,
hâlâ âh şu yaklaşan bulut
O son sağnakla bahçemizi târümâr etmeden;
Gel gör ki neler olmuş, buralardan gitti giden.

Uçurtmamız gitti gelmez, kamış atlar sabırsız, ey
Ak-pak sütüyle bizi emziren incir ağacı, hey!
Kuytularda paçamızdan yine bir yol o sıkıntı
Boşalsa... gözlerimizde rahatlamanın ıslaklığı.
Sen ey çocuk, yiten altın anahtarla, ner dersin ha
Aralayıp geceyi bir ucundan, mümkün mü bir daha
Keyfince esnemek ve gerinmek doğan güne karşı,
Varabilmek yol almadan, kucaklamak güneşi?
Uzar mı dersin gölgeler, o zaman da uzar mı ki
Yeni bir mânâ kazansa doğumla ölüm, kaderdeki...

'Mükemmel yaratık' insanoğluna revâ-yı Hak,
Böyle akşamla eriyip giden gölgeler olmak
mı Tanrım, yoksa doğmak mıdır katında ölüm;
En büyük gerçeği perdeleyen o son düğüm;
O kördüğüm, sessizce çıktığımız o son kapı?
Ne yaz gelende gül, ne güz zamanı kasımpatı,
Ne tövbe istiğfar, ne akşam namazında niyaz...
Yürünmüş mesafeler, küçüğüm, yürünmemiş olmaz.
Sen, her hâtıramda hoşça kal o anahtarla ey çocuk,
Ben, eriyen gölgemle kalayım, sürdükçe yolculuk.

Nevzat YALÇIN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu yazıyla, fotoğrafla, şiirle, eserle ilgili düşünceni yazman beni ancak sevindirir! Duam şu: Yorumlayan yorulmasın! :)