Bu Blogda Ara

20 Temmuz 2008

Tanrımla Başbaşa

Şaşırdım, bilmem nasıl atsam adım;
Gün kasvet, gece kasvet.
Bulutlar ve sisler içinde kaldım,
Gök mavisine hasret.

Olmuyor seni düşünmemek Tanrım,
Ummamak senden medet.
Dibine vardı suyun ayaklarım;
Suyun dibinde zulmet.

Kalmadı ümidin soluk ve cılız
Işığında bereket;
Ve ölüm, kapımda kişner, sabırsız
Bir at oldu nihayet.

Cahit Sıtkı TARANCI

15 Temmuz 2008

Sen Gelmez Oldun

Deyirdin baharda görüşerik biz [Diyordun baharda görüşürüz biz],
Bahar geldi-keçdi sen gelmez oldun.
Daşlara mı deydi sındı ahtimiz [Sözümüz taşlara mı değdi de kırıldı, bozuldu?]
Aylar iller keçdi [aylar yıllar geçti] sen gelmez oldun
Gözleyirem men [gözlüyorum / bakıyorum ben], sen gelmez oldun

Deyirdin: "qapına qonaram quş tek" [Diyordun: "Kapına kuş gibi konarım."],
Quşlar ceh-ceh vurdu, sen gelmez oldun [Kuşlar ötüyor fakat sen yoksun.]
Yaşamag eşgiyle vecde geleli [Yaşamak sevgisiyle istekleneli beri]
Quşlar yuva qurdu, sen gelmez oldun
Gözleyirem men, sen gelmez oldun
Zalım, yarim ne gelmez oldun! [Zalim yarim niçin gelmez oldun?]

Dinlemek için tıklayınız.
 

Sağ kalır neden gözler?




GÖZLER








Bir şey kalmaz, yalınız

Kalır maziden gözler.

Ölür de her yanımız,

Sağ kalır neden gözler.





Birer yıldız olur da

Kırpışırlar havada.

Kupkuru bir kafada

Apaçık giden gözler.












Necip Fazıl KISAKÜREK







14 Temmuz 2008

Ölmemiş Olmak

Bir yaslı topluluk dönüyor bir cenazeden,
Bir
uhrevî hava içinde ezik genç ve ihtiyar.
Sürmez bu belki elli adım, herkes ayrılır,
Onlarda şimdi ölmemiş olmak sevinci var.

Tahsin BANGUOĞLU

Ayna

Alındığı gündü Uşak'ın coşmuştu şehir o gece.
Davul zurna, hey heyler, zafer nâraları, sinsin:
Kartallı Meydanı'nda dönüyor erler, maşalalar...
Derken birden bir deli yel, ardından bir kasırga.
Kaçtı herkes çil yavruları gibi, biz de iki kardeş
Koşmaya başladık el ele öksüz, yetim evimize.

Baykuşlar bile kördü sanırım o saatte.
Sağnağa karşı iğreti bir şemsiye sağ elimde.
Bir uçurumsu göçüktü sol yanı yolun, bilyorduk,
Yol yolumuz, mahalle mahallemiz, biliyorduk...
Bu güven, ayak yordamı, çocukluk... derken uçtuk.

Yaralı doluydu her yer. Beşinci gün sedye ile
Götürüp bir yaralının odasına koydular beni.
"Aynam! Aynam!" diye inlemeye başladı yaralı o gece
Köprücüğüm, iki kaburgam, bağırabilsem kim duyar?
Ne idi derdi ayna ile?... Ses sabaha kesildi.

Kastamonuca imiş meğer, sonradan öğrendim ki
Aynam "Ah anam! Vay anam" demekmiş meğer orda.
Aradan bir ömür geçti ama yeniden ölür bin Mehmet,
Bir aynalar parçalanır içimde o gün, bu gün
Her parça bir şarapnel gibi saplanır yüreğime
Bin ana bağrı yerine biriler ayna demez mi.


Zeki Ömer DEFNE